sonadem | BIG BANG -BÜYÜK PATLAMA-
BIG BANG -BÜYÜK PATLAMA-

Değerli insanlar,

“Big Bang” tezinin savunucuları özetle gördüğümüz madde evrenin (galaksiler, güneş sistemleri ve gezegenlerin vb.) bilinmeyen bir noktadan noktadan başlayan bir patlama sonucu ortaya çıkıp büyüyerek bugünkü hâlini aldığını, büyüme ve genişlemesinin hâlâ devam ettiğini iddia etmektedir.

Ne var ki; böyle bir iddia hemen beraberinde; “Nasıl olur da bir patlama sonucu, güneş ve gezegenler mükemmel birer dönüş yörüngesine; Dünya üzerinde şahit olduğumuz, birbiriyle ilintili canlılık ve devirdaim bu denli ideal bir işleyişe; insan bedeni, böylesine hayret verici bir kurguya sahip olmuştur?” gibi soruları akla getirmektedir.

İmanlı olmayan bilim insanları, Big Bang ile ilgili “nasıl?” sorusunu “tesadüf” sözü ile açıklarken; imanlı olduğunu iddia eden bir kısım tahsilli Müslüman zevat ise Kur’an-ı Kerim’den bazı ayetleri de bu teoriye alet ederek “Allah patlattı, Allah yarattı” cevabı ile güya bilimsel bir zeminde, dini bir açıklama yaptıklarını zannetmektedir.

Değerli okurlar,

Evreni devamlı genişleyen bir balona benzetmişler. Balonun şişmesi için içine hava üfleniyor. Peki, evren genişliyorsa; dünyanın içine hava-toprak-suyu, güneşin içine ateş materyalini kim üflüyor? Mesela, bir çekirdek toprağa atıldığında, çekirdekte gizli olan ağacın şekli, toprak ve suyu bünyesine alarak büyür, şişer ve ağaç olur. Çekirdeğin ağaç olma sürecinde gerekli olan materyallerin nereden geldiğini görebiliyoruz. Peki, dünyaların, güneşlerin ve galaksilerin toprağı, suyu ve ateşi nereden geliyor?

Ufacık bir nokta iken patlayıp bugünkü haline geldiği iddia edilen galaksilerin, güneşlerin vs. büyüdükleri esnada gerekli olan maddeleri nereden ve nasıl temin ettiklerinin de iddia sahiplerince açıklanması gerekmektedir ki, bunun bugünkü bilim dünyasının fizik kuralları ile açıklanabilmesi mümkün değildir. Yani bir noktanın patlama sonucu galaksileri, güneşleri oluşturduğu tezinin (Big Bang) bilimsel bir temeli yoktur.

Yok eğer; hava, toprak, su gibi evreni meydana getiren elementlerin tamamının, Big Bang’ten önce tek bir noktada sıkıştırılmış vaziyette, bir arada, beraber, bir nevi birbirlerine yapışık oldukları iddia ediliyorsa; bunlar nasıl oldu da, o noktanın içindeki ısıda erimeden, bir patlamayla o noktadan uzaklaşıp ayrıştılar ve bugünkü hallerini aldılar?

Zira; tüm evrende mevcut olan elementlerin tek bir noktaya sıkıştırılmış olduğunu varsaymak, o noktanın içindeki ısının hesaplanamayacak kadar yüksek olduğunu öngörmeyi gerektirir.

Bilim insanlarına göre güneş yüzeyindeki hararet 6000-7000 °C’dir. Dünya üzerinde ateşe en dayanıklı madde ise 4000 °C’de erimektedir. Bu veriler dahi, elementlerin birbirlerinden nasıl ayrıştığını bugünkü bilimle açıklamanın imkansız olduğunu ortaya koymaya yeter.

Yine günümüz bilim insanları, bir yandan evrenin genişlediğini iddia ederken, diğer yandan, güneşte devamlı bir küçülmenin söz konusu olduğunu söylüyor. Peki o zaman akla şu soru gelmiyor mu? Evrende her şey büyüyüp ayrışırken, hangı̇ nedenle güneş küçülüyor? Bu, nasıl izah edilemez bir çelişkidir?

Bilim adına o denli büyük yalanlar uydurulmuş ki, insanın aklı almıyor. Şöyle ki, güya dünyamız güneşten her yıl 1 cm uzaklaşıyormuş!.. Bu 1 cm’lik uzaklaşma nasıl ölçülmüş acaba? 1 cm hesabına göre ancak milyarlarca yıl sonra dünya güneşten uzaklaşmış olacak. Bu uydurma tezler de nasıl olsa günümüzde ve gelecekte anlaşılmayacak. İnsanlar, ispat edilmesi mümkün olmadığından bu iddialara inanacak ve bilimsel şovlar da böyle sürüp gidecek, onların hesaplarınca…

Ne var ki; “Big Bang” teorisi, bu ve benzer yüzlerce çelişkiye bir cevap veremez durumdadır.

Değerli Müslümanlar,

“Big Bang” ve “Evrim Teorisi”ni ortaya atan bilim insanlarının imanı olmadığı aşikardır ki; hepimizin malumu, evrimin temeli “ateistliktir”. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’in ne dediğine bakalım:

(Kuran 18:51)

Değerli Müslümanlar,

“Big Bang” teorisine inanan bir Müslümanın bu ayete göre İMANI tehlikeye girer.

Değerli okurlar,

Bugün Türkiye’de ve üçüncü dünya ülkelerinin insanlarında özgüven eksı̇klı̇ğı̇ bulunmaktadır. Evvela kendimizi ve ülkemizi geliştirmek zorundayız. Günümüzde Batılı bilim insanlarının ortaya attığı tezler, teoriler; diğer daha az gelişmiş ülkelerce “nasıl olsa Batılılar boşuna bir şey söylemez” özgüvensizliği içinde, sorgusuz sualsiz kabul görmektedir.

Müslümanlar bilir; Hz. Muhammed (sav), Mekke’de ortaya çıktığında orada putperestler çoğunluktaydı ve Hz. Muhammed (sav)’e karşı çıkmışlardı. Ancak sonunda çoğunluğun yanlışta olduğu anlaşılmıştı. Dolayısıyla bir konuya inananların sayısının çokluğu, bunun doğru, haklı olduğu manasına gelmez. Bu örnekten hareketle, önyargılı olmanın insanları yanlışa yönelteceğini bilerek, araştırarak ve tefekkür ederek aşağılık kompleklerimizden kendimizi arındırmak ve bunları aşmak zorundayız. Bu, hem kendimiz hem de ülkemiz için gerekli ve geçerlidir. Biz, kendi insanımızın çalışmalarını, ilimlerini, ortaya koyduğu eserlerini peşinen ve önyargılı olarak küçümseyip Batılılarınkine göre daha önemsiz buluyoruz. Bilim insanlarımızın olağanüstü bir eseri dahi, Batı’dan onay almadıkça, bizim için bir kıymet ifade etmiyor ne yazık ki.

Batılı çevreler, kendi bilim insanlarına ve onların ortaya koyduğu eserlere her zaman ve her şekilde sahip çıkmaktadır. Batılılar, dünyanın en akıllısının kendileri olduğu varsayımıyla yapmaktadır bu sahiplenmeyi. Bu davranışlarıyla da, diğer ülkeler ve insanlar nezdinde kendilerine bir psikolojik üstünlük de sağlamaktadırlar. Elbette Batı’nın, zahiri ilimlerde insan hayatını kolaylaştırıcı teknolojik buluşlar bakımından ileride olduğunu da inkar edemeyiz. Bunu başarmak, çok çalışmak ve araştırmaktan geçiyor. Ancak “yaradılış” konusunu bilmek ise ayetin vurguladığı gibi Allah’a imandan geçiyor. Bugün artık dünyanın birçok yerinde başarılı Müslüman bilim insanları da görünmeye başladı, elhamdülillah.

“Big Bang” teorisine ilişkin yukarıdaki eleştiri ve sorular, Türkiye’de köşebaşlarını tutmuş, Batı taklitçisi, Batılıların bütün açıklamalarını şerhsiz şüphesiz “bilimsel” bulan, sözde bilim insanlarına değil, her türlü tezi ve antitezi objektif değerlendirebilen gerçek bilim insanlarına yöneliktir.

Değerli okurlar,

Hepiniz takdir edersiniz ki bir teoriye karşı çıkınca ve yanlış olduğunu ileri sürünce doğrusunun ne olduğunu da ortaya koymak gerekir. Biz de kitabımızda (Son Adem – Yaratılış Sırrı), “Big Bang” teorisinin neden temelsiz olduğunu söylemekle kalmadık, Allah’ın izniyle, evrenin oluşumu ile ilgili açıklamalarımızı yaptık. Takdir, okuyup değerlendirenlerindir.

En ı̇yı̇sı̇nı̇ Allahu Zülcelal bı̇lı̇r.

BÜYÜ

Büyü, binlerce yıldan beri bilinen ve uygulanan bir konudur. Başlangıcı, Babil dönemine dayanmaktadır. Kuran’da bildirildiğine göre; insanların denenmesi, kimin Allah’a ...

Devamını oku.
NAMAZ

Değerli Müslümanlar; İmanın alâmeti; islamın beş şartını yerine getirmek başta olmak üzere, ibadet yapmaktır.   Dünyaya gelmemizin gayesi, ibadet yapıp ...

Devamını oku.
MEHDİYET – MEHDİLİK – MEHDİ

Mehdilik konusu, asırlardan beri bilinen bir konudur. Hatta; Hinduizm’in, Taoizm’in ve Budizm’in kutsal kitaplarında dünyanın son döneminde gelecek olan kişinin, ...

Devamını oku.
BIG BANG -BÜYÜK PATLAMA-

Değerli insanlar, “Big Bang” tezinin savunucuları özetle gördüğümüz madde evrenin (galaksiler, güneş sistemleri ve gezegenlerin vb.) bilinmeyen bir noktadan noktadan ...

Devamını oku.
GUSÜL ABDESTİ

Cinsel ilişki sonrasında vücudumuzu ham maddeleri olan su ve toprak atomlarının üst katmanlarında dönen parcacıkların dönüş hızları normalin üstüne çıkar. ...

Devamını oku.